“As a child in Japan, I used to go to a temple and write out a wish on a piece of thin
paper and tie it around the branch of a tree. Trees in temple courtyards were always
filled with people’s wish knots, which looked like white flowers blossoming from afar.”
told Yoko Ono. We have also a "Wish Tree" in Istanbul and this post is about a special project where all wishes came true ;)
Dilek
Ağacı projesini daha önce duymuş muydunuz? Dilek Ağacı Capitol
Alışveriş mağazasının tam 7 yıldır gerçekleştirdiği ve uluslararası ödül
almış sosyal sorumluluk projesi. Çocukları musmutlu eden ve onların
dileklerini gerçekleştirmek üzere kurulan proje bu sene Edirne'nin Meriç
ve İpsala'daki köylerine destek oldu. Capitol Alışveriş Mağazasına
kurulan Dilek Ağacı'na her sene çocukların dilekleri asılıyor ve
ziyaretciler bu dileklerin gerçekleşmesi için yardımcı oluyor, yani
proje tamamiyle bizlerin duyarlılığı ile çalışıyor. İmkansızlıklar
nedeniyle hayallerini gerçekleştiremeyen çocukları mutlu eden Dilek
Ağacı bugüne kadar tam 6000 çocuğu gülümsetmeyi başarmış. Veeee en
güzeli 13-14 Ekim tarihlerinde Edirne köylerindeki çocuklar da
dileklerine kavuşacaklar. Sürekli olumsuz haberler duyduğumuz bu
günlerde güzel şeylerde oluyor ve insan bunları duydukca içine yine umut
doluyor :)
13 Ekim 2015 Salı
9 Ekim 2015 Cuma
HYATT REGENCY'DE GELATO WORKSHOPU
Last week I had the chance to taste the most delicious gelatos prepared by Grand Hyatt Regency's creative Italian Executive Chef, Fabio Brambilla. Fabio Brambilla showed us also how to prepare the best Gelatos. I can say only "You must try it" :)
Ünlü bir düşünürün dediği gibi "Without ice cream there would be darkness and chaos" yani bu sözün özeti dondurma mutluluktur, gülümsemedir, neşedir...güzel olan herşeydir ;) Geçtiğimiz günlerde Grand Hyatt Regency İstanbul'un düzenlediği çok renkli ve keyifli bir workshop'daydım. Gelato yapmayı öğrendim :D İtalyanlar dondurmaya Gelato diyorlar ve kendi dondurmalarını farklı bir yere konumlandırıyorlar. Gelato taze ve doğal malzemelerden yapılıyor, işte biz de workshopumuzda tam da bunu yaptık.Grand Hyatt'ın executive şefi Fabio Brambilla -ki ben kendisiyle daha önce de tanışıp yemeklerine hayran kalmıştım- (bkz.eski yazım) bize hem dondurma yapmanın inceliklerini öğretti hem de harika bir lezzet şöleni yaşattı. Gelato yapımının aslında sanıldığı kadar zor olmadığını ve evde de ufak bazı detaylara dikkat ederek harikalar yaratılabildiğini gördük. Hazır meyve püresi ve taze meyve ile yapılan gelatoların tat olarak ne kadar farklı olduğunu da deneme şansımız oldu ve dışarıda yediğimiz dondurmalara göre çok daha az kalori aldık. Şimdi ben sizlere dondurmaların ne kadar güzel olduğunu anlatmaya çalışsam da o lezzeti anlatmam mümkün olmayacak, o nedenle sizleri fotoğraflarla başbaşa bırakıyorum ama en güzeli de gidip bir deneyin diyorum ;)
Not: Bu arada sizlere ufak bir tüyo, eğer evde gelato yapacaksanız çilekli dondurmanızın daha canlı renkte gözükmesi için karışıma azıcık domates püresi katabilirsiniz. Domates püresi ayarında konulduğunda dondurmanın tadını değiştirmiyor ama renkte inanılmazbir fark oluşuyor.
Ünlü bir düşünürün dediği gibi "Without ice cream there would be darkness and chaos" yani bu sözün özeti dondurma mutluluktur, gülümsemedir, neşedir...güzel olan herşeydir ;) Geçtiğimiz günlerde Grand Hyatt Regency İstanbul'un düzenlediği çok renkli ve keyifli bir workshop'daydım. Gelato yapmayı öğrendim :D İtalyanlar dondurmaya Gelato diyorlar ve kendi dondurmalarını farklı bir yere konumlandırıyorlar. Gelato taze ve doğal malzemelerden yapılıyor, işte biz de workshopumuzda tam da bunu yaptık.Grand Hyatt'ın executive şefi Fabio Brambilla -ki ben kendisiyle daha önce de tanışıp yemeklerine hayran kalmıştım- (bkz.eski yazım) bize hem dondurma yapmanın inceliklerini öğretti hem de harika bir lezzet şöleni yaşattı. Gelato yapımının aslında sanıldığı kadar zor olmadığını ve evde de ufak bazı detaylara dikkat ederek harikalar yaratılabildiğini gördük. Hazır meyve püresi ve taze meyve ile yapılan gelatoların tat olarak ne kadar farklı olduğunu da deneme şansımız oldu ve dışarıda yediğimiz dondurmalara göre çok daha az kalori aldık. Şimdi ben sizlere dondurmaların ne kadar güzel olduğunu anlatmaya çalışsam da o lezzeti anlatmam mümkün olmayacak, o nedenle sizleri fotoğraflarla başbaşa bırakıyorum ama en güzeli de gidip bir deneyin diyorum ;)
Not: Bu arada sizlere ufak bir tüyo, eğer evde gelato yapacaksanız çilekli dondurmanızın daha canlı renkte gözükmesi için karışıma azıcık domates püresi katabilirsiniz. Domates püresi ayarında konulduğunda dondurmanın tadını değiştirmiyor ama renkte inanılmazbir fark oluşuyor.
2 Ekim 2015 Cuma
MY NEW BLOG
After a very long break I'm here again with happy news. I have a totally new website. It is about style and travel. I hope you will like my new blog and I'm very excited about your feedbacks... Check it out www.berrydewblog.com
*Bir süredir sesim soluğum çıkmıyor gibi gözüksede aslında blog ortamlarında vardım, sadece ufak bir değişiklikle.... Beni diğer sosyal ağlardan takip edenler çoktan duymuştur ama duymayanlar için: "Benim artık yepyeni bir blogum var" Yeni blogda biraz daha fazla beni yani Berry'yi görecek ve seyahatlerimi takip edebileceksiniz. Blogspot adresim aynen ingilizce-türkçe olarak devam edecek ve yine mekan, yemek, yaptıklarım, gördüklerim....kısaca içimden ne geçiyorsa onlar burada postlara dökülecek. Nasıl olacak ikisine de yetişebilecek miyim diye düşünürken fark ettim ki ben ilk göz ağrımı azıcık ihmal etmişim, ama nedeni uzaklarda olmamdan kaynaklı. Bir süredir Paris'deydim yine ama bir aylık bir aradan sonra tekrar döndüm, hem memlekte hem de bloğuma ;) İkinci bloğumu da bu blog kadar sevip okursanız beni çoooooook mutlu edersiniz ;) O zaman hemen göz atmak için tık tık....
*Bir süredir sesim soluğum çıkmıyor gibi gözüksede aslında blog ortamlarında vardım, sadece ufak bir değişiklikle.... Beni diğer sosyal ağlardan takip edenler çoktan duymuştur ama duymayanlar için: "Benim artık yepyeni bir blogum var" Yeni blogda biraz daha fazla beni yani Berry'yi görecek ve seyahatlerimi takip edebileceksiniz. Blogspot adresim aynen ingilizce-türkçe olarak devam edecek ve yine mekan, yemek, yaptıklarım, gördüklerim....kısaca içimden ne geçiyorsa onlar burada postlara dökülecek. Nasıl olacak ikisine de yetişebilecek miyim diye düşünürken fark ettim ki ben ilk göz ağrımı azıcık ihmal etmişim, ama nedeni uzaklarda olmamdan kaynaklı. Bir süredir Paris'deydim yine ama bir aylık bir aradan sonra tekrar döndüm, hem memlekte hem de bloğuma ;) İkinci bloğumu da bu blog kadar sevip okursanız beni çoooooook mutlu edersiniz ;) O zaman hemen göz atmak için tık tık....
11 Ağustos 2015 Salı
360 SUADA RESTAURANT
360 Suada is placed on the Galatasaray Island in the middle of the Bosphorus. It commands a 360 breathe taking view over the water. The menu is international and has also some modern Turkish touches. 360 offers a tropical island atmosphere 5 minutes away by boat from the busy life of the city.
*Yine yeniden 360 Suada. Gecen sene sanirim yine yaz aylariydi, sehirden uzaklasmak cok zor degil, mutluluk hemen yanibasinizda demistim. Bu sene de fikrim degismedi. Suada'nin bende hep ozel bir yeri olmustur. Belki kendimi Istanbul'daymisim gibi hissetmedigim icin, belki en guzel havuzlardan birine sahip oldugu icin, ya da belki de Istanbul'a karsidan bakabilmemi sagladigi icin bu minik adayi cok seviyorum. Nedeni neyse ben buradan hep keyif aliyorum, buna birde lezzetli bir yemek de eklendi mi daha ne olsun.
*Yine yeniden 360 Suada. Gecen sene sanirim yine yaz aylariydi, sehirden uzaklasmak cok zor degil, mutluluk hemen yanibasinizda demistim. Bu sene de fikrim degismedi. Suada'nin bende hep ozel bir yeri olmustur. Belki kendimi Istanbul'daymisim gibi hissetmedigim icin, belki en guzel havuzlardan birine sahip oldugu icin, ya da belki de Istanbul'a karsidan bakabilmemi sagladigi icin bu minik adayi cok seviyorum. Nedeni neyse ben buradan hep keyif aliyorum, buna birde lezzetli bir yemek de eklendi mi daha ne olsun.
15 Temmuz 2015 Çarşamba
THE RITZ CARLTON ISTANBUL - İFTAR YEMEĞİ
Atelier Real Food is Ritz Carlton's special restaurant. Fresh local seasonal ingredients, culinary excellence and traditional recipes are the key words for "Atelier Real Food". You can enjoy during ramadan in Ritz Carlton Istanbul a delicious lentil soup followed by a ‘meze’ plate, the exotic flavors of freshly lamb chops with oriental rice or for a lighter option and sea bass sautéed with purslane caper – lemon sauce. Yummy ;)
*Yaz geldi ve ben hiç ama hiiiç hazır değilim :S Sürekli yiyip içip yeni yeni lezzetleri keşfetmeye gidince ufaktan bir Michelin bebeği havasına girdiğimi dehşetle farkedip hemen spor salonuna koştum. Kendime yeni bir program çıkardım, hemen ağırlık çalışmaya başladım, çılgınlar gibi cardio yaptım ve "ohhh ne güzel bu kiloların hepsi gidecek" diye sevinirken bir telefon aldım. "Hadi yemeğe çıkıyoruz Ritz'e gideceğiz" "Aaaa şahane hemen geliyorum" dedim ve koşarak hazırlandım. Yani bu hikaye kısaca şunu gösteriyor ben hiçbir zaman incecik olamayacağım :S Rekor sürede hazırlanıp koşar adımlarla Ritz'e vardım ve keyifli bir manzaraya karşı yemeğimize başladık, bu arada BJK Stadının bitmesine az kalmış :)))
11 Temmuz 2015 Cumartesi
SHANGRI-LA BOSPHORUS İFTAR MENÜSÜ
Shangri-La Bosphorus a beautiful hotel located in the financial and entertainment district of Besiktas. Ist Too is Shangri-La's restaurant, that presents a memorable feast during Ramadan with tasteful Ottoman palace cuisine. Check the photos and see how tasteful Turkish food is...;)
*Beşiktaş iskelesinde hep bir telaş hep bir koşuşturma olur. Vapura yetişmeye çalışanlar, seri adımlarla gelen vapurdan inenler, sevdiklerini iskelede bekleyenler.... Şimdi bu da nereden çıktı demeyin, Shangri-La'ya gittiğinizde gözünüz ister istemez dışarıdaki hareketliliğe takılıyor. İnsan sadece manzarayı değil hayatın da koşuşturmasını buradan keyifle izliyor ve dalıp gidiyor. Sanırım son dönemlerde hayatı biraz ağır çekim yaşamaya başladığım için böyle detaylar benim daha çok ilgimi çekmeye başladı. Neden mi? İşte bu apayrı bir hikaye ama söz yakında onu da anlatacağım ;)
*Beşiktaş iskelesinde hep bir telaş hep bir koşuşturma olur. Vapura yetişmeye çalışanlar, seri adımlarla gelen vapurdan inenler, sevdiklerini iskelede bekleyenler.... Şimdi bu da nereden çıktı demeyin, Shangri-La'ya gittiğinizde gözünüz ister istemez dışarıdaki hareketliliğe takılıyor. İnsan sadece manzarayı değil hayatın da koşuşturmasını buradan keyifle izliyor ve dalıp gidiyor. Sanırım son dönemlerde hayatı biraz ağır çekim yaşamaya başladığım için böyle detaylar benim daha çok ilgimi çekmeye başladı. Neden mi? İşte bu apayrı bir hikaye ama söz yakında onu da anlatacağım ;)
8 Temmuz 2015 Çarşamba
ST.REGIS BRASSERIE -2 (İFTAR MENÜSÜ)
*Hi guys this is a special post about the ramadan menu in St.Regis Brasserie. If you are interested in details please check my St.Regis Brasserie post here.
*Ramazan bitmek üzere ve ben daha iki iftar mekanını paylaşamadım, ciyaaak!!! Bir önceki yazıda uzun uzun Nişantaşı'nın yeni popüler mekanı olan St.Regis Brasserie'yi uzun uzun anlatmıştım. Sıcağı sıcağına gelen ikinci yazım Brasserie'nin iftar menüsü ile ilgili.
*Ramazan bitmek üzere ve ben daha iki iftar mekanını paylaşamadım, ciyaaak!!! Bir önceki yazıda uzun uzun Nişantaşı'nın yeni popüler mekanı olan St.Regis Brasserie'yi uzun uzun anlatmıştım. Sıcağı sıcağına gelen ikinci yazım Brasserie'nin iftar menüsü ile ilgili.
22 Haziran 2015 Pazartesi
ST.REGIS BRASSERIE
Do you know that Bloody Mary is first created in 1934 at the original St.Regis Hotel in New York? The Bloody Mary is an indelible part of the St. Regis
experience. Today each St. Regis hotel presents its own interpretation
of the original recipe. I believe I tried the whole menu at the Brasserie :S A French- and Turkish -inspired menu. Crafted by Chef Gürcan Gülmez, it
introduces creative interpretations of authentic recipes prepared with
the freshest ingredients.
*Birkaç yıl önce NY'daki kuzenimi ziyaret etmiştim, kendisi NewYork'un en iyi otellerinden birinde çalışmaya başlamıştı. Bizi büyük bir sevinçle karşıladı, özlem giderdik, oteli gezdik ve birşeyler içip uzun uzun sohbet ettik. Çok özel bir oteldi burası, çatal bıçaklar gerçek gümüşden ve ünlü mağaza Tiffany'den geliyordu. İnanılmaz bir çay içmiştim, garson çok özenli bir seremoni ile çayı bize ikram edip öncesinde kokusunun iyi olup olmadığını şarap gibi kontrol etmişti. Otelin barı da ayrı bir özelmiş, Bloodymary bu barda bulunmuş. O gün kendimizi kraliyet ailesi gibi hissetmiştik. Geçenlerde öğrendim ki bu otelin İstanbul şubesi açılmış. Evet St.Regis'den bahsediyorum, artık Nişantaşı'nın en gözde mekanlarından biri olan St.Regis. Veeee bugünkü post St.Regis'in zemin katında hemen cadde üzerinde bulunan St.Regis Brasserie ile ilgili. Baştan uyarayım çok lezzetli bir yazı okuyacaksınız ;)
*Birkaç yıl önce NY'daki kuzenimi ziyaret etmiştim, kendisi NewYork'un en iyi otellerinden birinde çalışmaya başlamıştı. Bizi büyük bir sevinçle karşıladı, özlem giderdik, oteli gezdik ve birşeyler içip uzun uzun sohbet ettik. Çok özel bir oteldi burası, çatal bıçaklar gerçek gümüşden ve ünlü mağaza Tiffany'den geliyordu. İnanılmaz bir çay içmiştim, garson çok özenli bir seremoni ile çayı bize ikram edip öncesinde kokusunun iyi olup olmadığını şarap gibi kontrol etmişti. Otelin barı da ayrı bir özelmiş, Bloodymary bu barda bulunmuş. O gün kendimizi kraliyet ailesi gibi hissetmiştik. Geçenlerde öğrendim ki bu otelin İstanbul şubesi açılmış. Evet St.Regis'den bahsediyorum, artık Nişantaşı'nın en gözde mekanlarından biri olan St.Regis. Veeee bugünkü post St.Regis'in zemin katında hemen cadde üzerinde bulunan St.Regis Brasserie ile ilgili. Baştan uyarayım çok lezzetli bir yazı okuyacaksınız ;)
15 Haziran 2015 Pazartesi
UNION 22
Union 22 is a lovely restaurant where you can eat during the day and it is a great party place at night. I had the chance to try their new breakfast menu. Is it not yummy looking? ;)
*Nişantaşı'nda son günlerde bir hareketlenme var. Yepyeni mekanlar birkaç aydır ardarda açılıyor. Bunlardan en popülerlerinden biri de Union 22. Kahvaltı, öğle yemeği, lezzetli kahveler, akşam yemekleri, rengarenk kokteyller ve bol bol sohbet var burada. Geçtiğimiz günlerde Union 22'nin iştah açıcı kahvaltı menüsü ile tanıştık. Her zevke hitap eden birbirinden farklı kahvaltı seçeneklerinden istediğinizi seçebilirsiniz. İster formunuza dikkat edin, isterseniz amaaaan can boğazdan gelir diye düşünün Union 22'de mutlaka kendinize göre birşeyler bulabilirsiniz. Nişantaşı sakinleri Union 22'yi çoktan bağırlarına basmış, ben ne zaman oradan geçsem içerisi kalabalık. Kahvaltı keyfinize "At Origin Coffee"nin birbirinden lezzetli kahveleriyle de keyif katabilirsiniz. Biz Union 22'yi çok sevdik ve Blogger partimizi de burada verdik ama onun detayları da artık bir başka postta ;)
*Nişantaşı'nda son günlerde bir hareketlenme var. Yepyeni mekanlar birkaç aydır ardarda açılıyor. Bunlardan en popülerlerinden biri de Union 22. Kahvaltı, öğle yemeği, lezzetli kahveler, akşam yemekleri, rengarenk kokteyller ve bol bol sohbet var burada. Geçtiğimiz günlerde Union 22'nin iştah açıcı kahvaltı menüsü ile tanıştık. Her zevke hitap eden birbirinden farklı kahvaltı seçeneklerinden istediğinizi seçebilirsiniz. İster formunuza dikkat edin, isterseniz amaaaan can boğazdan gelir diye düşünün Union 22'de mutlaka kendinize göre birşeyler bulabilirsiniz. Nişantaşı sakinleri Union 22'yi çoktan bağırlarına basmış, ben ne zaman oradan geçsem içerisi kalabalık. Kahvaltı keyfinize "At Origin Coffee"nin birbirinden lezzetli kahveleriyle de keyif katabilirsiniz. Biz Union 22'yi çok sevdik ve Blogger partimizi de burada verdik ama onun detayları da artık bir başka postta ;)
7 Haziran 2015 Pazar
♥MERHABA♥
Hi :) I couldn't write for a long time but I'm here again. My life was a little bit complicated and I had no energy and willingness to write something. I feel now better and everything is more clear now. Be ready for some changes and surprises ;) I realized how I missed my blog ♥ ♥ ♥
P.S. "Merhaba" means in turkish "Hello" ;)
*Uzuuuun bir aradan sonra tekrar merhaba :) Ben bir süredir yazamıyorum ama sanmayın ki bu tembellikten, sadece hayat şu sıralar biraz karışık ve nedense bir süredir içimden bir şey de yazmak gelmedi. Ama gri kafa karıştıran günler artık geride kaldı ve ben yine renklerime kavuştum. Bu neredeyse bir aylık sürede neler mi yaptım? Gezmeye ve tadımlara devam ettim, bir ara ucuz atlatılmış bir kaza geçirdim ama endişeye gerek yok artık çok iyiyim, İzmir'e gittim ve enerji ile doldum ve de en önemlisi hayatımla ilgili önemli kararlar aldım ya da almaya devam ediyorum demek daha doğru olur çünkü hala netleştirmem gereken bazı detaylar var. Yakında bunların neler olduğunu anlatacağım ama bazı ufak süprizler ve değişikliklere de hazır olun ;) O zaman hiç vakit kaybetmeden biriken onlarca postumun bombardımanına başlıyorum ve tekrar kocaman bir MERHABA♥ ♥ ♥
P.S. "Merhaba" means in turkish "Hello" ;)
*Uzuuuun bir aradan sonra tekrar merhaba :) Ben bir süredir yazamıyorum ama sanmayın ki bu tembellikten, sadece hayat şu sıralar biraz karışık ve nedense bir süredir içimden bir şey de yazmak gelmedi. Ama gri kafa karıştıran günler artık geride kaldı ve ben yine renklerime kavuştum. Bu neredeyse bir aylık sürede neler mi yaptım? Gezmeye ve tadımlara devam ettim, bir ara ucuz atlatılmış bir kaza geçirdim ama endişeye gerek yok artık çok iyiyim, İzmir'e gittim ve enerji ile doldum ve de en önemlisi hayatımla ilgili önemli kararlar aldım ya da almaya devam ediyorum demek daha doğru olur çünkü hala netleştirmem gereken bazı detaylar var. Yakında bunların neler olduğunu anlatacağım ama bazı ufak süprizler ve değişikliklere de hazır olun ;) O zaman hiç vakit kaybetmeden biriken onlarca postumun bombardımanına başlıyorum ve tekrar kocaman bir MERHABA♥ ♥ ♥
17 Mayıs 2015 Pazar
SAFFET EMRE TONGUÇ İLE ERGUVAN TURU
Saffet Emre Tonguç is a professional Turkish tour guide who's bosphorus tours are very famous. Especially his Judas Tree (called in Turkish "Erguvan") tour. Judas Tree is a common name for a flowering tree from which Judas Iscariot is reputed to have hanged himself. I didn't like the story but the flowers are beautiful. I enjoyed the Judas Trees with the view of Istanbul and Bosphorus ;)
*İstanbul'un en güzel zamanıdır bahar. Denizin mavisine martılar karışır, güneş bir başka parlar ve en güzel çiçek kokuları etrafa yayılır. Bahar gelince İstanbul'un tadını çıkartmak daha bir keyifli olur. Bir İzmir'li olarak yıllardır İstanbul'da yaşıyorum ve hemen hemen her yerini gezdim gördüm. İstanbul'u artık öğrendim diye düşünürken Saffet Emre Tonguç'un turundan sonra tekrar bir aydınlandım :) Evet meşhur Erguvan turundan bahsediyorum. Boğaz'ın püfür püfür esintisi eşliğinde (bizimkisi gerçi fırtınadan hallice ve azıcık dondurucuydu :P hatta bir ara yağmur bile yağdı ama sonra özlediğimiz güneş de açtı) erguvanlarla süslü manzaranın keyfini sürerek can kulağı ile Saffet Emre'yi dinledik. Boğazdaki yalıların tarihcelerinden tutun mimarisine hatta son dedikodulara kadar herşeyi öğrendik :))) Şaka bir yana önünden geçip hiç farkına varmadığım ne saklı güzellikler varmış. Pembe karakollardan tutun da, çok eski kiliselere; isimlerini hep yanlış bildiğimiz camilerden dünyanın en pahalı evlerine kadar kocaman bir yelpaze varmış hayatımızda ama maalesef hiç fark etmemişiz, en kötüsü de değerlerini bilememişiz. Saffet Emre Tonguç neredeyse her yalının hikayesini tek tek anlattı, İstanbul'un değişen silüetine değindi ve görülmesi gereken tüm güzelliklere dikkat çekti. Ben ne kadar anlatmaya kalksam da bir Saffet Emre Tonguç gibi olamam, hele ki o erguvanların güzelliğini tasfir bile edemem. Bu nedenle siz en iyisi elinizi çabuk tutun ve erguvan vakti geçmeden bu tura katılın ;)
Not: 2 Haziran'da Saffet Emre Tonguç'un dolunay turu da var. Aynı keyfi ay ışığında yaşamak isteyenlere duyurulur, gerçi yer kaldı mı bilmiyoruuuum :)
Bu güzel deneyim için önce Gezenayaklar'a ve sonra da Saffet Emre Tonguç'a çok ama çoook teşekkürler :)
| Gurulugy, Cem Karakuş, Tadında Seyahat, Styleboom ve bir minik Berry :))) |
7 Mayıs 2015 Perşembe
MATRUŞKA
Soviet cuisine was formed by the integration of the various national cuisines of the Soviet Union. I never tried before Soviet cuisine but I found a very cute place in Istanbul with many many delicious tastes. It is called Matryoshka: Russian doll, refers to set of wooden dolls of decreasing size placed one inside the other. I can say Matryoshka was a very interesting experience and also very tasteful ;)
*Birçok ülke gezdim birçok yer gördüm ama nedense çok yakınımda olan Rusya'yı hep atlamışım. Madem hiç gidip görmedim o zaman gidip yiyeyim dedim ve İstanbul'daki en iyi Sovyetler Birliği mutfağı temsilcilerinden biri olan Matruşka'da soluğu aldım. Neden Rus mutfağı değil de Sovyetler Birliği mutfağı, çünkü Matruşka sadece Rus yemekleri ile sınırlı değil eski Sovyetler Birliği ülkelerinin en güzel lezzetlerini burada bulabiliyorsunuz. Biz hızlı bir giriş yaparak Orta Asya'dan Kafkaslara kadar geniş bir çoğrafyaya yayılmış olan birbirinden lezzetli yemekleri hemen denemeye koyulduk.
*Birçok ülke gezdim birçok yer gördüm ama nedense çok yakınımda olan Rusya'yı hep atlamışım. Madem hiç gidip görmedim o zaman gidip yiyeyim dedim ve İstanbul'daki en iyi Sovyetler Birliği mutfağı temsilcilerinden biri olan Matruşka'da soluğu aldım. Neden Rus mutfağı değil de Sovyetler Birliği mutfağı, çünkü Matruşka sadece Rus yemekleri ile sınırlı değil eski Sovyetler Birliği ülkelerinin en güzel lezzetlerini burada bulabiliyorsunuz. Biz hızlı bir giriş yaparak Orta Asya'dan Kafkaslara kadar geniş bir çoğrafyaya yayılmış olan birbirinden lezzetli yemekleri hemen denemeye koyulduk.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
