13 Mart 2015 Cuma

MASTERPIECE

"If you hear a voice within you say you cannot paint, then by all means paint and that voice will be silenced."
Vincent van Gogh

This little blog post is about my first painting :) I'm soooo proud of it. I made my first Picasso painting in  Masterpiece studio. Masterpiece is a great place where you can paint with your friends. And here is my Picasso masterpiece tataaam... :)))


*Kardeşim ilk Fransa'ya taşındığında ben de iki haftalık bir izin alıp yanına gitmiştim. Tabii kardeşim sürekli okula gidiyor ve benimle ilgilenemiyordu, ben de aldım elime bir harita başladım Paris'in her yerini gezmeye. En çok da müzeleri ve sanatcıların evlerini gezmiştim. Paris denilince insanların hep aklına aşıklar şehri gelsede benim için Paris sanatın şehri. O kadar çok sanatsal etkinlikler yapmıştım ki "birşeyler yaratmalıyım" diye sanatcı triplerine bile girdim :))) O dönemde takı yapmaya, kilden kendimce eserler yaratmaya başladım ama bir türlü resim konusuna eğilmeye cesaret edememiştim. Aslında o kadar da zor değilmiş. Bir Picasso tablosu yaparak bunu kanıtladım ;) Sevgili Handeledim'in önderliğinde kızlar olarak toplandık ve Taksim'de bulunan Masterpiece stüdyosunda ilk resimlerimizi yaptık.





Burası bildiğiniz resim kurslarına pek benzemiyor, aslına bakarsanız bir resim kursu da değil :) Masterpiece keyifli bir ortamda arkadaşlarınızla sanat dolu saatler geçireceğiz bir stüdyo. Bizler de aldık cipslerimizi, çikolata ve içeceklerimizi bir yandan hapur hupur yerken bir yandan da yapacağımız resim ve Picasso hakkındaki bilgileri dinledik. Sonrada hocamızın verdiği taktiklerle resimlerimizi yapmaya başladık. Renkleri karıştırmak, birbirimizin resimlerini inceleyip yorumlar yapmak ve bol bol da kahkahalar atmak bu dersin sanırım özeti. Ve en sonunda çöp adamı bile pek düzgün çizemeyen ben harika bir Picasso tablosu yaptım, çok gururluyuuuum. Sizlerde hayattan biraz uzaklaşmak, stres atıp sanatla buluşmak isterseniz Masterpiece'in bu eğlenceli atölyelerine katılabilirsiniz :)
İtiraf: Benim resim sanki biraz Michael Jackson portresi gibi oldu ama olsun ayrı bir yorum kattım ben tabloma :P  

5 Mart 2015 Perşembe

BIRTHDAY TIME

Live should not only be lived, it should be celebrated! Happy birthday to me :)))


*Yine yeni bir yıl ve yine yeni bir yaş. Daha emin, daha güçlü ve çok daha güzel.... Bu sene pastamdaki mumları üflerken dileğim: Çikolatalarım gibi tatlı, seyahatlerimde hissettiğim gibi özgür, dans aşkım gibi tutkulu, fotoğraflarım gibi renkli ve hep sevdiklerimle dopdolu bir yıl olsuuuuun :) Bir de sağlık ve huzur da oldu mu daha ne olsun


1 Mart 2015 Pazar

ASİTANE


This is an invitation to explore 600 years of the Ottoman Empire's flavour legacy. Asitane Restaurant is a very special place. The restaurant lies in the shadow of the mighty Chora Church which is famous for its mosaics and is one of the most important and well kept buildings of the Byzantine era. Asitane opened its doors in 1991, together with the Kariye Hotel, now a restored 19th century traditional Ottoman mansion.
The restaurant, whose dishes reflect the eclectic nature of the Turco-Ottoman neighbourhood, was named Asitane which not only means "Head Gate" in Farsi but was also one of the many names given to Istanbul throughout the reign of the Ottoman Empire. I tasted and enjoyed the old traditional Ottoman dishes which came from old Ottoman palace archives.

*Çok güzel bir yemek yediğimizde hep deriz ya "Krallara layık" diye, şimdi size bahsedeceğim mekan işte bu sözün tam karşılığını veriyor. Kral değil ama sultanlara hükümdarlara layık yemeklerden bahsedeceğiz biraz. Osmanlı arşivlerinden çıkan çok özel tariflerle yapılan yemekler. Asitane 1991 yılından bu yana Topkapı, Dolmabahçe ve Edirne Saray mutfaklarının yemek, önemli ziyafetlerin defterleri, kütüphanelerdeki belgeler, kayıtlar ve sözlükler gibi birçok kaynaktan yararlanarak 200'den fazla reçeteyi arşivlerine katmıştır.

23 Şubat 2015 Pazartesi

MOSCHINO GIRLS

My Moschino girls made a visit to my office few days ago. I know they are a little bit snob but also very helpful ;) Here is the colorful office story of my girls.... 

*Kızlar bana süpriz yaptııııı :))) Uzun zamandır çanta hikayelerimi paylaşamıyordum; benim asi kızlar ofisime baskın yapınca bu durumu değerlendireyim dedim ve hemen resimlerini çekip sizlere bu postu hazırladım. Şimdi siz kızlarımı pek tanımıyorsunuz, onlar pek bir havalı. Süslenip püslenip hergün piyasa yapmaya çıkarlar. Bu nedenle ziyaretleri beni pek bir şaşırttı, çünkü bir yer popüler değilse onları orada görmeniz imkansızdır. Kızlar hayatlarında da daha önce hiç çalışmadıkları için benim sabahın köründe yollara koyulup işe gitmeme bir anlam verememişler, madem Berry bu kadar erken yollara düşüyor iyi bir yerlere gidiyor diye düşünüp beni ziyarete gelmişler. Ofis ortamımı görünce yüksek sosyete kişiliklerine bu durum azıcık ters geldi. Aaaaa bir odan bile yok, niye herkes dip dibe oturuyor, neyseki yerin cam kenarıymış, ama hiç güzel masa süsleri kullanmamışsın, insan birkaç tasarım obje marka kalem falan alır..... cık cık cık başımın etini yiyip durdular. Onlara ne ikram ettiysem, hangi sevimli kalemimi süsümü çıkardıysam mutlu edemedim :S Habire dudak büzüp durdular, ciyaaaak. O zaman az laf çok iş dedim ve onları zorla masaya oturtup bir sürü görev verdim, çalıştırdım. Günün sonunda asi kızlar oldu birer kuzu, ne desem hooop yapıyorlar ve zamanla bundan zevk de alıyorlar. Eve gittiğimizde saçları başları biraz dağılmıştı ama yüzlerinde kocaman bir gülümseme ve gurur ile arkadaşlarına neler yaptıklarını anlattılar ve akşam da erkenden bayıldılar :))) Bir daha beni ziyarete gelirler mi bilmem ama o günden beri sanki daha bir tatlı ve anlayışlı benim asi kızlar :) 


20 Şubat 2015 Cuma

DİVAN BRASSERİE BEBEK

Divan Brasserie Bebek winner of the "Skalite 2011 best restaurant" award, offers a breathtaking view and a menu that combines the best of Turkish and international cuisine. I had the chance to taste the special pumpkin menu and some of the classic tastes of Divan. Yummy yummy yummy.... ;)


*Yıllar önce Bebek'deki restaurant ve cafelerin kalabalığından sıkılmış ve Divan'a sığınmıştım. İyi ki de bir tesadüf sonucu Divan'ın o sakin, dingin ve inanılmaz keyifli ortamını keşfetmişim. Çoğu kişi hep önünden geçer, canı tatlı isterse uğrar ama Bebek Divan'ın alt katında denize sıfır lezzetli mi lezzetli bir yemek bölümünün olduğunu bilmez. Bu sırrı şimdi açığa çıkarıyorum ve sizleri ufak bir yemek yolculuğuna davet ediyorum.

13 Şubat 2015 Cuma

VALENTINE'S DAY

"All you need is love. But a little chocolate now and then doesn't hurt...."
Again!!! Valentine's day, but this time with inspiration. Here are some ideas if you're still thinking of what to do for your love. And enjoy your day ;)


*Yine bir sevgililer günü geldi çattı. Ben bu güne her sene farklı duygularla yaklaşıyorum. Önceki sene inkar ettim, geçen sene daha olumlu yaklaştım, bu sene ise kocaman bir kıyak geçeceğim. Sevenler ayrılmasın sloganı ile yola çıkıyorum :P Bu arabesk alt başlık da neyin nesi demeyin sevgililer günü hediyeleri unutulur, yanlış seçilirse sonu kavga akabinde ayrılığa kadar gidebilir. Eyyy beyler bu sene sizlere sesleniyorum ama bayanların da iyiliğini unutmuyorum. 14 şubata sayılı gün kalmışken işte size beş farklı hediye alternatifi ;)


9 Şubat 2015 Pazartesi

MY FIRST ARTICLE :)

Yuppie I wrote for the turkish website Mekanist (which is a place guide) the best Patisseries in Paris. I know my article is in Turkish but the photos are yummy ;)


*Ben taaaa Kübalardayken Mekanist blogda sizler için hazırladığım tatlı dosyası yayınlanmış. O zaman Berry gururla sizler için sunar: Berry'den Paris Patisserie Dosyası :)



5 Şubat 2015 Perşembe

QUICK POST

Hola!!! I'm back from Cuba ;) The island in the Caribbean and the country of my dreams It was an amazing journey, sooooo colorful and full of music and dance. Soon I will tell you all details of my trip and be prepared for hundreds of photos of this beautiful place ;)
P.S. You can check also my Instagram account @berrydewblog Hashtags are: #berrygoestocuba ;)



*Uzuuuun bir süre sesim soluğum çıkmıyorsa bilin ki ben seyahatteyim ;) Ayağımın tozuyla hayallerimi süsleyen ülkeden döndüm ve yarın tekrar işimin başına geçiyorum :) Ama bu sefer söylenmeden, sıkılmadan tam tersine acayip motive olmuş ve musmutlu bir şekilde ;) Bu Küba'nın büyüsünden mi kaynaklanıyor yoksa bu tatilde gerçekten herşeyden uzaklaşmayı başarabilmiş olmamdan mı (internet, telefon olmadan sadece fotoğraf makinalarımla tam tamına 8 gün geçirdim) bilemiyorum ama keyfim yerinde ve tekrar İstanbul'da olmaktan son derece mutluyum. Küba tatilimi bu kadar keyifli yapan detaylar en güzel fotoğraflarla yakında blogumda olacak, ama şimdiden uyarayım üç ayrı makina ile fotoğraf çektim; yani bir bombardımana hazır olun ;)
P.S. Ben postumu yayınlayıncaya kadar Küba'da neler yaptığıma Instagram hesabımdan bakabilirsiniz. Insta accountum @berrydewblog ;)



26 Ocak 2015 Pazartesi

1901 CAFE&BISTRO

The Public Hotel is the typical example of the late 19th century Istanbul architecture. One side of The Public Hotel faces Beyoglu Istiklal Avenue which is one of the oldest districts of Istanbul, the other side goes down to the boulevard that will take you to Cihangir, a very well-known neighbourhood with its cafes and historic buildings and, at where the artists and foreigners settled in Istanbul would prefer to spend quality time. The construction of the building completed in three years between 1898 – 1901. 1901Cafe&Bistro is also the name of The Public Hotel's restaurant. We tasted many delicious dishes and had a great time. Less words more photos.... :)


*Bakmak ve görmek.... İstiklal'den yıllardır geçerim ama nedense hep bir yetişme telaşı içinde, belli bir hedefe doğru koşar adımlarla geçmişim. Her mağazayı ve duran tüm sokak satıcılarını neredeyse bu yıllar içinde ezberlediğim halde hiç kafamı kaldırıp keyifle binaların tadını çıkara çıkara dolaşmadığımı farkettim. Tarihi dokusunu en güzel şekilde yansıtan, birbirinden özel binalar.... Bu binalardan biri geçtiğimiz aylarda bir otel olarak hizmet vermeye başladı. Arşivlerde adı Nil Apartmanı olarak geçen ve şimdiki adı "The Public Hotel" olarak değiştirilen bina Mısırlı Halim Paşa'nın eşi Rukiye Hanım'a aitmiş. The Public Hotel orjinal planlarda yer almayan eklemeler ve rötuşları arındırarak reel çizimlere sadık kalarak binayı kendi eski görünümüne kavuşturmuş. Binanın daha önceki kiracıları tavan resimlerinin üzerini boyayarak kapatmayı daha estetik bulmuşlar ama neyseki bu güzel resimlerin bir bölümü kurtarılabilinmiş :( The Public Hotel'in restaurant kısmına geçmeden otelin özenle dekore edilmiş odalarına da göz atma fırsatımız oldu. Eski ve yeninin bir arada kullanılmasını, tarihi yapının modernize edilmesini ben çok sevdim.



20 Ocak 2015 Salı

MAMA SHELTER

A crazy brunch, a jazz brunch! With 1920's theme, Uninvited Jazz Band's New Orleans jazz and swing music. We tasted very special dishes and tried Mama's best cocktails. If you also like to join this amazing brunch wear your striped trousers or your flapper dress, your favourite hat and dancing shoes. The next event will be on 8th and 22th February ;) For more info: http://www.mamashelter.com/tr/



*Son günlerde Mama Shelter'da çok çılgın şeyler oluyor! Yılbaşı menüsünü tatmakla başladık ve bir brunchla lezzet keşfimizi tamamladık :) Yaklaşık iki yıl önce açılan mekana daha önce hep birşeyler içmek için gitmiştim ama beni bu kadar mutlu edecek tatların olduğunu bilseydim Mama Shelter'i yemek konusunda hiç es geçmezdim.

6 Ocak 2015 Salı

2014

2014 was a very sad year for me :( I lost friends, family members and very young people around me. But it was also a year where I learned a lot.... about myself, about life and about people. I realized how important life is and to follow your dreams. Of the other hand it was a good year for my blog. I met very nice people, I was invited to many events, I traveled a lot, I had my first interview with Mekanist and I made also some collaborations. Thank you for being with me. Thank you for every single comment, for following, for reading. and for being a part of my life
Be happy for every beautiful moment of our lives! And I wish for all of us an amazing 2015...:)
P.S. I have a little suprise for you.... To be continued ;)



Her sene bittiğinde o yıl neler yapmışım, neler yaşamışım bir göz atmayı severim. Hatalardan ders çıkarmak, doğruları pekiştirmek, üzüntülerle güçlenmek ve mutlu anları düşünüp tekrar tekrar gülümsemek için. 2014 benim için çok ama çok zor bir yıldı. Birçok sevdiğimin yitip gittiğini, insan hayatının bazen ne kadar kolay kaybedildiğini gördüm. Kötülüklerin artık her yeri kapladığı ama herşeye rağmen ümidimizi yitirmememiz gerektiğini öğrendim. Hayat gerçekten o kadar kısa ki hiiiiiiç birşeylere üzülmemek gerekiyor. Tabii ki güzel şeyler de oldu 2014'de, bazı yeni başlangıçlar, bazı ilkler ve varolanların daha da güzelleşerek devam etmesi. Hadi Berry-Dew'da 2014 nasıl geçmiş birlikte bir göz atalım....


29 Aralık 2014 Pazartesi

ROKA PERA

Roka Pera is the Istanbul branch of the Roka Bahce restaurant in Alaçatı (which is a popular summer place in Turkey) You can find in Roka Pera unusual Aegean herb, meze (a selection of small dishes served to accompany alcoholic drinks as a course or as appetizers before the main dish) and many other delicious traditional foods. Stuffed vine leaves with cherry, grilled octupus, artichoke, eggplants....yummy for the tummy ;)


*Alaçatı'yı özleyen var mı? Ben çooook özledim ama o kalabalığı itiş kakışı değilde kumunu, denizini, güneşini; renkli sevimli mekanlarını ve de birbirinden lezzetli yemeklerini. Yemek denildiğinde aklıma ilk gelen muhteşem zeytinyağlılar ve o taze taze Ege otları. İzmir'i bu kadar özlemişken Roka Pera bana ilaç gibi geldi.