2 Nisan 2015 Perşembe

THE BEST PARIS PATISSERIE'S ;)

Haute couture and designer boutiques or colorful macarons and yummy croissants? My answer is: "All of them :P" Forget clothes because some of the sexiest shops in Paris are the patisseries. Here are some of the best Paris patisseries and also delicious photos ;)


*Mekanist'in sayfasına artık ulaşılamadığı için daha önce yayınlanan Paris patisserie dosyamın tamamını buradan paylaşıyorum. Diyette olanlar gözlerini kapasın :P


Sizin en sevdiğiniz yemek hangisi bilmiyorum ama benimkisi tereddütsüz tatlı :) Hal böyle olunca Paris'e gittiğimde ufak bir tatlı keşfine çıktım. En güzel patisserieleri gezdim, resim çektim ve tabii ki hepsini afiyetle de yedim. Hala aldığım fazla kiloları vermeye çalışsam da şunu açık açık söyleyebilirim yediğim tatlılardan hiç ama hiiiiiiç pişman değilim ;)
O zaman hemen Paris Patisserie dosyasına başlayalım.

SADAHARU AOKI
Ona kısaca Fransa'daki Japon diyebiliriz. Sadaharu Aoki geleneksel japon malzemelerini Fransız stili ile birleştirip harikalar yaratan kişi. Özellikle Matcha (meşakkatli aşamalardan geçtikten sonra elde edilen özel bir yeşil çay çeşidi) ile çılgın denemeleri var ve lezzetler inanılmaz. Ben hayatımda ilk kez matchalı badem ezmeli kruvasan yedim. Bunun dışında matchadan çeşit çeşit tablet çikolatalar yapmış. Ve fransızların kutsal macaronları burada çikolataya batırılıp Chocoron olmuş :) Tüm tatlılar çok yalın bir çizgiye sahip ve hepsi birer sanat eseri gibi. Mağaza da aynı tatlılar gibi çok sade ama aynı zamanda da çarpıcı döşenmiş. Fransızların çoğu uğrayıp tatlıları paket yaptırıp almayı tercih ediyor ama mekan bence ufacık 3-4 masası ile çok keyifli. Bana göre Paris'de mutlaka uğranması gereken pattiserielerden biri.

http://www.sadaharuaoki.fr/news/en.html





CAFE POUCHKINE
Sıra şimdi de bir Rus pattisseriede. Paris'e gidenler Lafayette'nin yanındaki Printemps alışveriş merkezini bilirler. İşte bu alışveriş merkezinin giriş kısmında belki daha önce hiç fark etmediğiniz muhteşem bir patisserie var: Cafe Pouchkine. Herşey rengarenk ve sizi şaşırtan tatlılarla dolu. Ben tatlıları görünce sevinçle oradan oraya zıplayıp fotoğraf çekip durdum ve hemen sipariş verdim. Paris'de bizim pek alışık olmadığımız bir uygulama var, yiyip içtiklerinizin fiyatı oturduğunuz yere (iç dış mekan) göre değişiyor ve eğer paket yaptırıp tatlıları alırsanız fiyatlar daha uygun oluyor. Bu ufak bilgilendirmeden sonar gelelim tatlılara. Macaronlar muhteşem özellikle antep fıstıklı olan macron zaten bir efsaneymiş -ben de onayladım- ve karaorman pastası tadında olan bir macaron da denedim, o da çok başarılıydı. Bir de rengi ile beni etkileyen Vesna isimli bir tatlı yedim. Tatlı yemyeşik olsa da beyaz çikolatadan bir simit hayal edin; içi antep fıstıklı bir krema ve böğürtlen marmeladı ile dolu, üzerinde de tabii berryler var. Cafe Pouchkine sizi kesinlikle hayal kırıklığına uğratmayacak bir patisserie. 

http://www.cafe-pouchkine.fr/





LA PATISSERIE DES REVES
Bu patisserie için sunumu muhteşem diyebilirim. Tüm tatlılar cam fanuslar içinde özel masalarda sunuluyor. Görüntü gerçekten heyecan verici ama tatlılar için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Belki ben yanlış bir tatlı seçtim bilemiyorum ama beni içi vanilya dolgulu kakaolu kek yediğim diğer tatlılar kadar  heyecanlandırmadı. Evet içinde tane tane vanilyalar gözüküyordu ve çok hafifdi ama sanki birşeyler eksikti. Ben en iyisi orada birkaç tatlı daha deneyip öyle yorum yapayım ;)


http://lapatisseriedesreves.com/en/







LADUREE
Laduree sempatik cafeleri, her sezon değişen temaları ve rengarenk macaronları ile gönülleri fethetmeye devam ediyor. Ben daha önce Laduree'ye bayılırken hayatımdaki en damak tadıma uymayan tatlıyı yedikten sonra biraz soğudum. Macaronları tartışmasız çok başarılı ve orada yediğim yemek de çok lezzetliydi, ama mekan hep çok kalabalık ve oturmak için sıra beklemek zorunda kalıyorsunuz. Bu nedenle Laduree'nin bir  kardeş butik açtığını duyunca koşarak oraya gitmeyi tercih ettim.

https://www.laduree.com/en_int/#langues





LES MARQUIS DE LADUREE
Les Marquis Laduree'nin çikolata kardeşi :) Butik çikolataların en güzellerini ve en lezzetlilerini burada bulabilirsiniz. Laduree gibi bir cafesi yok maalesef ama tatlılar o kadar başarılı ki, hala yediğim passion fruitlu çikolatalı mini pastayı unutamıyorum, inanılmazdı :))) Les Marquis'de Laduree'nin macaronlarından da bulabiliyorsunuz hem de daha fazla ve farklı çeşitleri ile.

https://marquis.laduree.com/en_int/





ANGELINA
Angelina yine Paris'de özellikle turistlerin en çok tercih ettiği patisserielerden biri. Hemen Louvre müzesinin karşısında bulunan cafe hep kalabalık ama ortam ihtişamlı. Ben Angelina'ya gittiğimde biraz abartıp hem onların meşhur sıcak çikolatalarından hem de çok övdükleri Mont Blanc tatlılarından ısmarladım sonuç: tatlı komasına giriyordum. Siz siz olun benim gibi herşeyi denemeye kalkmayın :S Sıcak çikolata şöhretini hak ediyor ama Mont Banc beni azıcık hayal kırıklığına uğrattı. Kestane püresi çok lezzetli ama ben içinde bir anda krem şanti ile karşılaşınca hem çok şaşırdım hem de bu durumdan pek hoşlanmadım. 1903 yılında kurulan Angelina'nın o nostaljik havasını hissetmek istiyorsanız uğrayacağınız yerler listesine burayı da mutlaka ekleyin.

http://www.angelina-paris.fr/en/





L'ECLAIR DE GENIE
Eklerden şaheserler yaratan mekan. O kadar farklı ve o kadar özel ekler var ki burada, bu ufacık dükkana girdiğinizde hemen büyüleniyorsunuz. Ben uzun bir süre hangisini alacağıma karar veremedim. Sonunda antepfıstıklı, passion fruitlu ve krokanlıda karar kıldım. Aralarında en beğendiğim passion fruitlu oldu, çünkü ben çikolata ve passion fruitun uyumuna bayılıyorum. Diğer ikisi de başarılıydı tek yapabileceğim eleştiri; ben eklerin birazcık daha taze olmasını tercih ederdim. Ama bunun nedeni benim akşamüstü saatlerinde ekleri almam olabilir şimdi L'eclair de Genie'ye de haksızlık etmeyeyim.

http://leclairdegenie.com/





FAUCHON PARIS
Ben İstanbul'daki Fauchon'a hiç gitmedim bu nedenle Paris ve buradaki arasında bir kıyaslama yapamayacağım ama Paris'deki Fauchon'da yediğim herşeyin çok lezzetli olduğunu söyleyebilirim. Tatlı, macaron ve yengeçli salataya tam puan veriyorum. Fauchon'un cafe kısmı dışında çok geniş bir alışveriş bölümü de var. Hediyelik özel ambalajli çikolatadan fırından yeni çıkmış sıcacık ekmeğe kadar burada herşeyi bulabiliyorsunuz.

http://www.fauchon.com/en/






Ve son olarak üç tavsiye daha. Pierre Herme'yi zaten saymama gerek var mı bilmiyorum ama Paris denilince ilk akla gelen isim onun nirvana tatlıları. Ben Kong Restaurant için özel olarak yaptığı muhteşem Carrement Chocolate'a inanamadım. Tüm çikolata severlerin mutlaka denemesi gereken bir tatlı. İkinci tavsiyem ise Eric Kayser. Bagetleri, kabak çekirdekli ve zeytinli ekmeklerini ve bademli kruvasanlarını çok ama çok seviyorum. Sonuncu tavsiyem aslında bir patisserie değil ama tatlı severlerin yine aklının bir köşesinde bulunsun ;) Shangri La Paris'in çay saatleri de çok başarılı. Geniş ve sınırsız çay seçenekleri eşliğinde lezzetli tatlıların tadını çıkartabilirsiniz. Paris'e gidecek olanlara umarım bu öneriler faydalı olur, gittiğinizde benim için de bir tatlı yemeği unutmayın ;)







30 Mart 2015 Pazartesi

CAN OBA RESTAURANT

Can Oba is a simple place for lunch and dinner but it is full of surprises. Fresh ingredients, homemade sauces and a very talented chef. You can find here the most creative dishes ;)


*Ben Can Oba Restaurant'ta gideli uzun zaman oluyor ama bu yazıyı yayınlayıp yayınlamama konusunda çok kararsız kalmıştım. İki kez Can Oba'nın yemeklerini deneme fırsatı buldum, ilkinde ne kadar bayıldıysam ikincisinde bir o kadar hayal kırıklığı yaşadım. Önce ilk deneyimime gelelim. Hafta içi saat 18:00 sularına zar zor yer bulmuştuk. Can Oba inanılmaz popüler, Instagram onun yemek fotoğraflarıyla dolup taşıyor ve doğal olarak da o ufacık mekanda yer bulunmuyordu. Erken bir saat olduğu için şanslıydık. Can Oba gelip bizlerle birebir ilgilendi ve inanılmaz bir yemek deneyimi yaşadık. Sadece lezzet olarak değil aynı zamanda görsel bir şölen de yaşanıyordu masamızda.




Önce lezzetli bir balık çorbası ile başladık. Levrek ve kum midesi ile hazırlanan çorba her ne kadar etkileyici olsa da hepimizin gönlünü ikinci çorba siparişimiz olan ve mısır cipsleri ile hazırlanan karidesli mısır çorbası fethetti. Sonra sıra bir sanat eseri gibi hazırlanmış olan ahtapotlu risottoya geldi. Özel bir ıstakoz sosu ile hazırlanan risotto domates, çilek ve çiçeklerle soframıza geldi :) Ispanak ve turp otu ile hazırlanan deniz tarağı ile zaten gülümseyen yüzlerimiz iyice aydınlandı. Akabinde ana yemeklere geçtik. Sanırım biz o gün Can Oba'nın menüsünde ne varsa yedik bitirdik :D Steak benedict, beef stragonof ve benim için sebzeli lazanya geldi. Ben beylerle birlikte yemek yemeği çok seviyorum onlarda eminim benim eşlik etmemden çok memnun kalıyorlardır, çünkü bir yarı vejeteryan olarak etler onlara kalıyor tüm etsiz yemekler de banaaa :))) Bu lezzet keşfinde sevgili Tadında Seyahat ve Cem Karakuş ile birlikteydik ve herkes kendi sipariş ettiği yemekle aşk yaşadı.






Ve muhteşem final: Peynir pastası; dondurma kıvamında gerçek vanilya ile hazırlanan bu tatlı inanılmaz başarılıydı. Çilekli dondurma Can Oba tarafından taze meyvelerden hazırlanmıştı, kısaca bayıldık. Son tatlımızda çikolatalı mus oldu. Hiçbirimiz mus hayranı olmadığımız halde bu tatlıyı da beğendik. Gelelim ikinci tecrübeme. Bir cumartesi akşamı en yoğun saatte tekrar gittiğimiz Can Oba'da bu sefer farklı bir menü vardı. Can Oba tüm yemekleri o mevsimin ürünlerine göre hazırladığı için sürekli bir menü kullanmıyor. İkinci gidişimde ben Falafel annem ciğer ve babannemde et siparişi vermişti. Geceden tek mutlu ayrılan babaannem oldu, eski toprak tabii ve ne sipariş etmesi gerektiğini biliyor :P Benim falafeller taş kadar sertti, annemin ciğeri ise tam bir fiyasko. Sinir dolu olan ciğer yenilecek gibi değildi, zaten bir süre sonra Can Oba'da durumu anlayıp özür dileyerek eti alıp bize tatlı ikramında bulundu ve gönlümüzü aldı.





Ben Can Oba'nın muhteşem aşcılık yeteneğini sorgulayamam, kendisi çok başarılı ve o ufacık mutfakta harikalar yaratıyor. Bir insanın tek başına herşeye yetişmesine imkan olmadığını da biliyorum ama bu kadar iddialı yemekler söz konusu olunca insanın ister istemez beklentisi artıyor ve istikrar arıyor. Diyeceğim şu ki Can Oba'ya tabii ki gidin ama en kalabalık olduğu saat ve tarihlerde değil de daha erken saatlerde gidin veya İstanbul'un boşaldığı tarihleri tercih edin ;)